Untitled web-page
GELENEK GÖRENEK VE KÜLTÜRÜMÜZ
________________________________________
1- köyümüzde düğünlerinde oynanan mahalli oyunlar bar ve halay özelliğini taşır. İstisnalar hariç ferdi olarak oynanan tek oyun pek oynanmaz. Bütün düğünlerde folklor ve halk oyunları törenleri yapılır. Oyunlar, davul zurna eşliğinde oynandığı gibi kaval ve tulumla da oynanır. Bazı zamanlarda çalgı yerine söylenen türkülerle de oyunlar oynanır.
Oyunlar genelde kadınlı erkekli el ele tutmak suretiyle halay şeklinde veya çok hareketli oyunlarla oynanır. Kadınların oynadığı oyunlar ağır tempoda oynanan oyun türleridir. köyümüzde oynanan oyunlar 3 grupta toplanır.
a)Erkeklerin oynadığı oyunlar
b)Kadınların oynadığı oyunlar
c)Erkek-Kadın karışığı oynanan oyunlar
2-Mahalli oyunlar: köyümüzde ve yöresinde çalgılı ve çalgısız oynanan mahalli oyunlar genelde hep aynı çeşit olup, bazıları aşağıda belirtilen oyunlardır.
1)Hop Goli 2)Dello 3)Lurke 4)Delilo 5)Basso 6)Papure 7)Laççe (Üç ayak) 8)Nare
9)Çimen çiçek 10)Kas kas 11)Hassiko yelli 12)Hoşbilezik 13)Zeyno 14)Çevreş (Karagözlü) 15)Tanzara 16)Koçeri 17)Kofi dene 18)Ağrı Sallaması
3-Mahalli Yemekler ve Sofra Adabı: köyümüzde ve yöresinde yemek çeşitleri çok olup, bunlardan yöreye has olan en önemlileri saç kavurma ve Halise’dir. Genellikle yemeklerde ete ağırlık verilmektedir. Sofra kurulmadan önce, yemek tahtası veya tepsinin altına geniş sofra bezi serilir. Genellikle yemekler yer sofrasında yenilir.
Misafirlikte kadınlar ve erkekler ayrı ayrı olarak yemek yerler. Yemeklerdeki hizmette erkekler erkek misafirlere, kadınlar ise kadın misafirlere hizmet ederler. Sofraya yaş sırasına göre oturulur. Özellikle köylerde kadınlarla erkekler aynı sofraya oturarak yemek yemezler.
4-Evlenme, Nişan ve Düğün Gelenekleri: köyümüzde evlenme yaşı 15-20 arasıdır. Evlenme işleri daha ziyade görücü usulü ile yapılır. Evlilik çağına gelen kız veya erkek aileleri araştırma, inceleme sonunda tespit edilir. Uygun görülen kız oğlan tarafının uygun gördüğü aracılar vasıtasıyla istetilir. Kız babası hemen menfi veya müspet bir cevap için belli bir süre bırakır. O süreden sonra verilen cevaba göre hareket edilir. Cevap müspet ise yine erkek tarafının yakınları tarafından kız istemeye gidilir. Araya belli bir başlık parası ve halatlar (hediye) konulduktan sonra şerbet içilir. Gelenlere yemekler ikram edilir. Gelen erkek tarafı gelin adayına nişan yüzüğü ile birlikte çeşitli hediyeler (altın, elbise, bilezik, küpe gibi) takarlar. Düğün günü için belirli bir gün tespit edildikten sonra dağılırlar. Tespit edilen düğün gününde yine erkek tarafının yakınları, komşuları, kız babası evine giderler. Gece çeşitli eğlencelerle birlikte kına yakılır. Ertesi günü gelin babasının evinden alınarak damat evine getirilir. Gelin adayı ile birlikte genelde kız tarafından bir kadın gelinle birlikte gider, buna kız yengesi yani (Berbu) denir. Kız yengesi damat evinde 3-5 gün ağırlandıktan sonra .çeşitli hediyeler ikram edilerek gönderilir. Düğünden bir kaç gün sonra gelin ve damat, babalarının evine el öpmeye giderler.
5-Kirvelik: Erkek çocuklar genelde küçük yaşlarda sünnet ettirilir. Sünnet olacak çocuğa kirve tutulur. Kirve olacak kişiye sünnet öncesinde çeşitli hediyeler gönderilir. Bu hediyeler genelde koç, tosun gibi hediyelerdir. Sünnet günü kirveye bindirildikten sonra; kirve hazırlıklara komşularını yanına alarak kirvesinin evine gider.
Sünnet olacak çocuğun tüm sünnet masrafları kirve tarafından karşılanır. Çocuk kirvenin kucağına oturtularak sünnet ettirilir. Gelen misafirlere yemek, şerbet ve meyveler ikram edilir. Kirve olan ailelerin dostlukları ömür boyu devam eder. Bazı ailelerde sünnetler çalgı ile yapıldığı gibi, bazı ailelerde de mevlit okutarak sünneti yaparlar.
6-Köyümüzde Toplum Hayatı: köy yaşayış biçimi bazı değişikliklere uğramakla birlikte, eski örf, adet, gelenek ve görenekler halen özelliklerini korumaktadır. Akrabalık ilişkileri sıkıdır. Kan akrabalığı yanında aşiret akrabalığı da belirgin bir düzeydedir.
köyler çeşitli aşiretlere mensuptur. Aile nüfusları genelde kalabalık olup bir arada yaşarlar. Erkek çocuklar evlendikten sonra baba evinden ayrılırlar. Miraslarda kızlara kesinlikle pay verilmez
Evler, taş, kerpiç ve briketten inşa edilip bir arada bulunur. Yakacak olarak hayvan gübresinden yapılan tezek kullanılır. Gelin ve orta yaştaki kadınlar yabancı erkeklerle ve kendilerinden büyüklerle konuşmaz (Gelinlik eder), bir arada yemek yemezler. Baba evde aile reisi olup, sözü en çok geçen kişidir. Anne evde ev işleri ve hayvan bakımını üstlenir. Evli kadın ve erkekler eşlerini adları ile çağırmazlar. Kadınlar kocalarının gıyabinde, o bizim herif, bizimki, çocukların babası, vb. erkekler de hanımları için çocukların anası, bizim avrat, köroğlu, hatun gelinimiz, bizim küldöken, vb. tabirlerini kullanırlar.
Köyde özellikle arazi anlaşmazlıkları yüzünden zaman zaman kavgalar çıkar. Bu kavgaları araya giren aşiret reisleri ortadan kaldırır. Doğum, ölüm, düğün ve hastalık gibi olaylarda aileler arası yardımlaşmalar yapılır. Kız kaçırma olayları da yine kavgalara neden olmakla birlikte; yine sözü geçen aşiret reislerinin araya girmesiyle bu sorun da çözüme kavuşur. Kız kaçırma olayı ile ilgili barışmalarda yapılan anlaşma gereği olarak başlık veya kız verilir.
Köyde kış uzun sürdüğünden ve yolların kapanmasından dolayı kış yiyecekleri olan un, şeker, patates, lahana gibi yiyecekler sonbaharda yetecek kadar temin edilir. Hayvan yemleri de yine kar yağmadan önce temin edilir.
Komşuluk ve Akrabalık İlişkileri:
________________________________________
Toplumları birbirine bağlayan ve özellikle Türk toplumunu diğer toplumlardan ayıran en önemli öğelerden biri de komşuluk ve akrabalık ilişkileridir. Köydeki akraba ve komşuluk ilişkilerine baktığımız zaman komşuluk ilişkileri açısından olumsuz yönde bir değişikliğin olduğu tespit edilmiştir; Eskiden tüm komşular akşamları bir evde toplanırken bugün sadece bayramlar, ölümler ve düğün günlerinde bir araya gelirler. Köydeki komşuluk ilişkileri özellikle son dönemlerde kopma noktasına gelmiştir; en önemli günler olarak ifade edilen günlerde dahi görüşülmez duruma gelinmiştir.
Akraba ilişkileri halâ o eski günlerdeki gibidir; akrabalar zor ve önemli günlerde bir araya toplanırlar. Özellikle ölüm ve düğün günlerinde, hastalık anlarında birbirlerinin yanında olunmasına çok dikkat edilir, Böyle durumlarda çok uzak şehirlerde olunsa dahi köye dönülür akrabalar yalnız bırakılmaz. Yine akrabalar köyde olunan süre içerisinde hep bir aradadırlar. Özellikle gurbetçinin köye döndüğü zamanlarda gurbetçi ve ailesi hiç yalnız bırakılmaz, hep bir arada vakit geçirilir. Köyde akrabalık ilişkileri nasıldır? diye sorulduğunda bir köy büyüğünün verdiği şu cevapta “birinin burnu kanasa diğerinin içi kanar” sanırım bu ilişkinin boyutu en güzel şekilde ifade edilmiştir.
Büyük şehirlere göçün başlamasıyla gelenek ve görenekler her ne kadar önemini yitirmiş gibi görünse de küçük şehirlerde ve köylerde hala devam eden ve yakın çevremizde yaşadığımız birkaç geleneğimizden bahsetmek istiyorum
Asker Adetleri:
________________________________________
Toplumumuzda kutsal bir görev sayılan askerlik çalışma sahasında da aynı özellik göstermektedir. Askere gidecek kişinin gideceği güne yakın zamanlarda asker evine davet edilir yemekler yedirilir. Tüm tanıdıklar askerin gideceği akşam asker evinde toplanır. Asker uğurlamasına gelen tanıdıklar askere muhakkak harçlık verir. Bu köyde eskiden beri süregelen bu adette askere maddi destek vermek esas niyettir. İzinli geldiği dönemlerde de bu destek verilmektedir. Tezkeresini alan asker yine ziyaret edilir, eş dost tüm tanıdıklar bir araya gelinir. Eskiden tezkere alan asker aile ocağına döndüğünde koç veya koyun kurban kesilerek kurban edilirdi. Kurban eti konu komşuya dağıtılırdı veya yemek yapılır herkesi yemeğe davet edilirdi. Zamanla imkânsızlıklar yüzünden ne yazık ki bu güzel gelenek artık devam edilmemektedir. Ancak tezkereyi alan kişinin ailesine ziyaretler devam etmektedir.
Bayramlar :
________________________________________
Bayramlar bir milletin dini kültürel özelliklerini yansıtan en önemli günlerdendir. Birlik ve beraberlikle özdeşleşen bayramlar toplum içi ilişkileri anlamaya, tanımaya yardımcı olur. Çalışma sahasında bayramlar tüm köylünün bir arada olunduğu günlerdir. Bayram namazı kılındıktan sonra camiden çıkan köy erkekleri önce camii önlerinde bekleyen çocuklarla bayramlaştıktan sonra tüm köyü gezerler, Bu durum kadın ve erkeğin bayram ziyaretlerini ayrı olarak yapmasına yol açmıştır. Köyde her evde bayram nedeniyle hazırlanan baklava, sarma, halise, helva, kete ve böreği muhakkak gelen ziyaretçiye ikram edilir. Artık büyük şehirlerde tatil anlamına gelen bayramlar köyde halen birlik ve beraberliği ifade etmektedir. Önceleri şehir dışında olan gurbetçi bayram günlerini bütün aile ve bütün köy halkıyla bir arada geçirmek için köye dönmekte idi. Köyde sadece bir gece kalınacak olunsa bile yine de uzun yollar kastedilerek köye dönülür, birliktelik gerçekleşirdi. Bugün ise bu yön değiştirmiştir. Önceden gurbetteki insan bayramlarda bir arada olunması için köye dönerken bugün köydekiler dışarıya yani göç edilen yere gitmektedir. Çünkü eskiye nazaran göçlerin sayısı çok artmıştır. Köyde genellikle yaşlı anne baba kalmıştır. Gençlerin neredeyse tamamı Ağrı dışındaki şehirlere gitmiştir. Bu durumda köyde kalan anne babanın gitmesi tüm çocukların köye dönmesinden daha kolay ve daha uygun olarak görülmektedir. Bayramlardaki bu hareketlilikteki değişimin bir nedeni de göçmenin artık gittiği yerde kendi işyeri sahibi olmasıdır. Ancak bayram günlerindeki her iki durumda da amaç bir araya gelmek, bayramları bir arada geçirmektir. Mekan değişse de birliktelik devam etmektedir, tüm göçmenler bu günde bir araya gelmektedir.
Çalışma sahasındaki bayram adetlerini incelerken Türk toplumunda çok sık görülen el öpme adetinin bu köye has bir adet olmadığını genel olarak bütün bölge köylerde olduğunu tespit edilmiştir. Ancak günümüzde diğer toplumlarla etkileşim sonucunda bu köyde el öpme adetinin, sadece bayramlaşmada birinci derece akrabalar arasında, uygulandığı ve adet haline geldiği anlaşılmıştır.
Gelin Kaynana İlişkisi :
________________________________________
Toplumuzda her zaman gündemde olan gelin-kaynana ilişkisi çalışma alanında da ilginç özellikler göstermektedir; ancak köyde bu ilişkilerde ciddi bir değişimin olduğu tespit edilmiştir. Gerçekleşen bu değişimin olumlu yönde olduğu görülmektedir. Gelin evde çocukları dahil olmak üzere hiçbir şeyde hak sahibi değildi! Gittiği evde yaklaşık olarak 3-5 ay boyunca kaynana ve kaynatasıyla konuşmazdı. ve Bütün aileye hizmet etmek durumundaydı. Bu ilk üç ay boyunca genelde oturmaz, özellikle yemek yendiği sırada ayakta dururdu. Her ne kadar direkt söylenmesede adeta evde çalışacak iş görecek bir yardımcı gözüyle bakılırdı. Aynı çatı altında büyük bir aile ile yaşamayıda hesaba kattığımızda Gelin kaynana çekişmesi kaçınılmaz oluyordu! Günümüzde ise değişen aile yapısıyla beraber gelin kaynana çekişmelerinde azalma olduğu görülmektedir. Bu düzelmenin temelinde herkesin kendi evinde olması yani evlendirilen gençlerin Aile büyükleriyle bir arada yaşamak yerine evlenmelerinden itibaren ayrı eve taşınmaları büyük rol oynuyor.
Aile içi ilişkiler :
________________________________________
Toplumun en küçük toplumsal kurumu olan ve toplumun en küçük yapı taşını oluşturan ailenin yapısı zamanla değişime uğramıştır. Eskiden aile içinde; torunlar, dedeler, babaanneler, amca, yengeler, anne ve babaların hep birlikte olduğu bir birlikteliği ifade ederdi. Anne ve Babalar çocuklar üzerinde söz sahibi değildiler ve saygının ifadesi olarak çocuklarına sevgisini gösteremezdiler. Genç bir Baba yada Anne Büyüklerin yanında çocuğunu kucağına alamazdı. Köy sakinlerinden bir büyüğün başından geçen şu olay bu durumu çok iyi açıklamaktadır; “Çocukluğumda düşerek başımı sert zemine çarpmıştım! Yanımda babam ve dedem vardı. Babam benim düştüğümü gördü fakat babasına olan saygısından beni kucaklayıp kaldıramadı. Beni yerden dedem kaldırdı.” Bugün ise aile; Anne-Baba ve çocuklardan oluşmaktadır. Diğer aile bireyleriyle ilişkiler yukarıda da açıklandığı üzere kopmamıştır, ancak herkesin evi ayrıdır. Büyükanne ve babalarda genellikle evin en küçük oğlunun yanında kalmaktadır. Günümüzde ebeveyn çocuğuna olan sevgisini gösterebilmektedir, artık babanın çocuğunu kucaklaması ayıp sayılmamaktadır. Eskiden her ne kadar eşler birbirlerine ve çocuklarına sevgilerini göstermeseler ilginç bir şekilde aralarında müthiş bir bağ vardı. Bunuda sevgi ve saygı yoğunluğunun ürünü olarak düşünebiliriz.
Şimdi gelenek ve göreneklerimize baktığımızda ciddi anlamda değişikliklerin olduğu görülüyor. Bazı değişikliklerin olması iyide olmuş. Kalıplaşmış birtakım değerlerin değişmesi gerekiyorsa bunu toplum yapımıza uygun bir şekilde sindirerek yaşamımıza almalıyız. Ama herşekilde temelde saygı ve sevgiyi herzaman korumak şart.
Hoş olan Gelenek & Göreneklerin bozulmaması dileğiyle.
Hikmet TİMUR
|